Anasayfa / Soru-Cevap / İslam’ın telepati hakkındaki görüşü nedir?

İslam’ın telepati hakkındaki görüşü nedir?

Telepati deyimi Yunanca bir deyim olup, uzaklık anlamında tele ve duygu anlamında patus sözcüklerinden oluşmuştur. Telepati kendi duygu organlarından yararlanmadan esrarengiz bir şekilde başkalarının hislerini bilmesi veya duymasını ifade eder. Telepati yanlıları şöyle diyorlar: Normal insanlar için bile yüzlerce kilometre uzakta bulunan dost ve akrabalarının ölümü zamanında tevehhüm oluşuyor ve bu şöyle açıklanabilir: Hasta veya ölüm halinde olan kişinin ruhu farkında olmadan aradaki mesafeyi geride bırakıp diğer kişinin ruhunu etkileyecek bir mesaj gönderiyor ve onu etkiliyor.[1]

Telepatinin mümkün olduğu konusuna gelince şu noktaya işaret edebiliriz ki telepati geçmişte sihir[2] adıyla bilinen şeyin bir dalıdır. Gerçekte bunlar bugün insanlara etkisi belli olan telkin çeşitlerindendir ve insan tarafından rumuzları keşfedilip ortaya çıkarılan ruhbilimdeki kurnazlıktan sayılır. Bu gün artık bu sırlar çözülmüş ve öğrenilebilen doğal bir bilime dönüşmüştür.

Hipnotizm, telepati, manyatizm gibi olgular bu grup içindedir. Telepati gerçekte ruhun yaratıcılığını gösterir Sanki bir takım dalgalar uzak yoldan dost ve yakınlarının algılayacağı şekilde insandan yayılmaktadır. Bu da duygular yoluyla iki ruh arasında ilişkinin oluşmasına bağlıdır. Bunun için birçok örnekler kitaplarda aktarılmıştır.[3]

Ama İslam’ın hipnotizm, manyatizm, telepati ve benzeri bilimler hakkındaki görüşüne gelince[4] şunu söylemeliyiz ki: Sihir’in mahiyeti hakkında bilginler ve fakıhler arasında çeşitli görüşler vardır. Ama şu kadarı kesindir ki eğer bir şey günümüzde sihir sayılırsa kesinlikle haramdır Fakat fakıhlerin bir çoğu bu gibi bilimleri sihir türlerinden saymamışlardır. Buna göre bu gibi bilimlerin kötü etkileri olmaz, başkalarına eziyete sebep olmaz ve onların özel hayatlarına girmeğe yol açmazsa bunları kullanmanın bir sakıncası yoktur. Aksi takdirde haramdır.[5]

———–
[1] Esrar-i Hipnotizm, Mehrdad Mehrin, Tercüme Naki İsfahani, 5. baskı Atai, İsfahan.

[2] Bkz. Sihrin hükmü” konusu.

[3] Bkz. El-Mizan Tefsiri, Yusuf suresinin 93 ayetinden sonraki ayetlerin tefsirine, Allame Tehrani, Mead Şinasi, Felemaryon, Ölümün Sırları, D. Meuhsin Şefapii, Mead, Goftari Felsefi, Mead, Mekarim Şirazi, Tefsiri Numune, c. S. 383.

[4]Daha geniş bilgi için “Diğer yaratıklarla ilişki” konusuna bakın.

[5] Bkz. Tefsir-i Numune c.       1 s. 382. Bu eserde bugün bilenen bilimlerden bazıları eskide sihirciler tarafından kendi hedefleri doğrultusunda sihir olarak kullanıldığı açıklanmıştır.

Ayrıntılı Cevap

Bu sorunun ayrıntılı cevabı yoktur.

Hakkında elmustafa

Diğer Bir Makale

Evrenin bütün sırlarından haberdar olan bir peygamberin ummi olması nasıl mümkündür?

Ummi okuma ve yazmayı birisinden öğrenmeyen kimseye denir. İslam Peygamberine de ummi denilmesi onun kimseden ders almadığı ve …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir